Yazdır
PDF

Basında 25 Kasım

www.yapiyolsen.org tarafından yazıldı. on .

1969’DAN BU YANA EN BÜYÜK EYLEM
Yalçın Doğan – Hürriyet
 “Okullarda eğitim duracak. Hastanelerde acil servis dışında hizmet verilmeyecek. Trenler işlemeyecek. Vergi daireleri vergi toplamayacak. Yerel yönetimlerde her türlü hizmete ara verilecek.”
Yarın kamu kesimi çalışanları, memurlar eylem yapacak. Türkçesi, greve gidecek. KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) önderliğinde.  Dün KESK Başkanı Sami Evren’le konuşuyorum.
Yarın okullarda, trenlerde, hastanelerde, kısaca memurların çalıştığı kurumlarda neler olacağını Evren yukardaki sözlerle anlatıyor.
Türkiye’de iki milyon 338 bin memur var. Sami Evren, “eyleme iki milyondan fazla çalışanın katılacağını tahmin ediyoruz” diyor.Yarın, KESK için iddialı bir gün.

TÖS EYLEMİ

1969 TÖS eylemi. TÖS, Türkiye Öğretmenler Sendikası. Dönemin en etkin sendikası. Kırk yıl önce, 1969’da Türkiye çapında dillere destan bir eylem yapıyor.
Evren’in söylediği gibi, yarın bu kadar geniş çapta eylem gerçekleşirse,  bu kırk yıldan sonra Türkiye’de yaşanan en büyük eylem olacak. Eğer, kamu kurumlarında çalışanlar eyleme katılırsa.
Neden eylem? Sami Evren:
“Başbakan Erdoğan bize söz verdi, kamuda çalışanlar da, sendikalı işçi gibi aynı haklara sahip olmalı, dedi. Ama, bu sözler doğrultusunda hiç adım atılmadı. Biz ücretler üzerinden tasarı yapmıyoruz. Biz, kamu çalışanları için toplu sözleşme ve grev hakkı tanınmasını istiyoruz. Hükümet bunu vermiyor, biz de eyleme gidiyoruz.”
Çalışanların sorunlarını çözmek üzere, Uzlaştırma Kurulu var. Üyelerini hükümet atıyor. Buna rağmen, hükümet kurulun aldığı kararları bile geri çeviriyor. Bu da, KESK’de bardağı taşırıyor.

AİHM KARARI
Memurlara toplu sözleşme ve grev hakkı isteğinin hukuksal dayanağı var. KESK’in taleplerini haklı kılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 12 Kasım 2008 tarihli kararı.
Belediyelerle sendika arasında yapılan sözleşme gereği, belediyeler çalışanlara ek
ücret ödüyor. Sayıştay sözleşmeden doğan ek ücretin belediyelerden geri alınmasını istiyor. Olay mahkemeye yansıyor. Mahkeme Sayıştay’ı haklı buluyor.
KESK de AİHM’e gidiyor. AİHM, Avrupa Konseyi ve bu mahkemeye taraf olan ülkelerden örnekler vererek, şu karara varıyor:
“Türkiye’de hükümet kamu çalışanlarının toplu sözleşme ve grev hakkını tanımalıdır”.
Hükümet itiraz ediyor, ancak büyük jüri kararı onaylıyor. Yarınki eylemin hukuki temelinde AİHM’in bu kararı var.
Son dakikada hükümet engellemez ise, kağıt üstünde durumun özeti bu.
 
"25 KASIM'DA İSTANBUL'DA HAYAT DURACAK
DİHA
KESK ve Kamu-Sen öncülüğünce gerçekleştirilecek olan 25 Kasım grevi öncesinde sendika başkanları, iş bırakma ile beraber sokakta etkinlikler de düzenleyeceklerini ifade ederek, 'İstanbul'da hayat duracak' diye uyardı.

Emekçilerin 25 Kasım grevinde hastanelerde acil servisler dışında hizmet verilemeyecek olmasının yanında, vergi dairelerinde işlemleri durduracak olan kamu emekçileri, Kurban Bayramı öncesi yoğunluk yaşanan havaalanlarında iş bırakacak olmaları nedeniyle uçaklar rötar yapacak, tren garlarında düdükler çalmayacak. İş yerlerinde sürecek iş bırakma eylemlerinin yanı sıra kamu emekçileri ve işçiler meydanlarda taleplerini dile getirecek.

'Eğitim duracak'

KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Azim Şamiloğlu, 'Taleplerimizde doğrultusunda AKP Hükümetini TİS masasına çağıracağız. Bu masaya iki tarafta eşit şekilde oturduğu taktirde bu kamu alanlarında yaşanan sorunları konuşup sorunların giderilmesini isteyeceğiz' dedi. İstanbul'un bütün okullarına 'Bu iş yerinden grev vardır' yazılı pankartlar asacaklarını ve iş yerleri önünden davullu zurnalı grev şenlikleri düzenleyeceklerini söyleyen Şamiloğlu grev programı ile ilgili şunları aktardı: 'Avrupa Yakasında toplanma noktası Çapa Tıp Fakültesi önü olacak. Diğer ilçelerden de emekçiler buraya gelecek. Toplanmanın ardından 12.00'de Beyazıt Meydanı'na yürüyüş yapılacak. Anadolu yakasından gelecek olan emekçiler ise Sirkeci Tren Garı'nda toplanacak ve Beyazıt Meydanı'na yürüyecek.'

'Tren istasyonlarından grev freni'

Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) 1 No'lu Şube Başkanı Hasan Bektaş, grev günü İstanbul'da tüm banliyö ve şehirlerarası tren seferlerinde çalışan emekçilerin uyarı grevine katılacağını söyledi. İş kollarının 24 saat olduğu için 25 Kasım gece 00.00'dan itibaren greve başlayacaklarını ve 24 saat sürdüreceklerini söyleyen Bektaş, 'Greve en iyi şekilde hazırlandık. Belirttiğim saatten itibaren şehir içindeki tüm banliyö trenleri, bölgesel ekspres trenleri ve şehirlerarası ekspres trenleri ile istasyonlarda yan görevlerde bulunan emekçilerimiz uyarı eylemine katılacaklar. Bundan dolayı mağdur olacak halkımızdan anlayış bekliyoruz çünkü kamu çalışanları yılladır hükümet tarafından belirlenen ücretle çalıyoruz. Biz sosyal haklarımızın ve ücretlerimizin sadece hükümet tarafından belirlenmesi değil bizimle birlikte TİS'i kabul etmesini istediğimiz için grev yapıyoruz. Çünkü işveren bayram öncesine denk geldiği halde greve kulaklarını kapattı ve bilet satışlarını gerçekleştirdi. İnsanlar mağdur olacaktır ama bu grev işverenlerin ve hükümetin demokratik yaklaşımının olmamasından kaynaklıdır. Bilet fiyatları geri temin edilebilir ama o gün çalışmıyoruz halkımız hazır olması gerekiyor' diye konuştu.

Hastanelerde sadece acil servisler çalışacak

Bir günlük uyarı grevine İstanbul'da örgütlü oldukları hastanelerde acil özellikli birimler dışında iş bırakma eylemine giderek katılacaklarını aktaran SES Aksaray Şube Başkanı Songül Beydilli, grev günü üyelerinin çalıştıkları hastanelerin bahçelerinde bir takım etkinlikler gerçekleştireceğini söyledi. Özellikle Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakülteleri hastanelerinde sağlık emekçilerinin sabah saatlerinden itibaren toplanarak kamu emekçileriyle buluşacağını ve Beyazıt'a doğru yürüyüşe geçeceklerinin bilgisini verdi. Öncelikle sağlıkta katkı payı ve sınırlamaların kaldırılmasına dönük taleplerini dile getireceklerini kaydeden Beydilli taleplerini şöyle sıraladı: 'SSGSS yasasının iptal edilmeli. Herkes için parasız hakkının sağlanmalı. Güvencesiz çalıştırılmaya dayanan taşeron sistemine son verilerek herkes kadroya alınmalı. Maaşlar insanca yaşayabilme seviyesine çekilmeli. Döner sermayeler maaşa eklenip, emekli ikramiyesine yansıtılmalı. Grev ve toplu sözleşme hakları tanınmalı. Çalışma koşullarımızın düzeltilmeli. Personel istihdam arttırılmalı ve yönetimde söz hakkı olmalı.' 
 
"DİKKAT YARIN GREV VAR!
EVRENSEL
 Kamu emekçileri, tüm kamu kurumlarında greve çıkıyor. Okullarda eğitim öğretim olmayacak, hastanelerde sadece acil servisler çalışacak, vergi dairelerinde vergi toplanmayacak, trenler çalışmayacak, uçaklar rötarla kalkacak...

Kamu emekçileri, tüm kamu kurumlarında greve çıkıyor. Okullarda eğitim öğretim olmayacak, hastanelerde sadece acil servisler çalışacak, vergi dairelerinde vergi toplanmayacak, trenler çalışmayacak, uçaklar rötarla kalkacak...

Bütün bunlar halka eziyet olsun diye yapılmıyor. Kamu emekçilerinin neden greve çıkacağını KESK Genel Başkanı Sami Evren şu sözlerle açıklıyor: “Biz ülkenin demokratikleşmesini istiyoruz, biz gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesini, çalışma yaşamının demokratikleşmesini, sendikal hakların önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”
KESK Başkanı Evren, dün Taksim Hill Otel’de DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel, TTB Başkanı Gençay Gürsoy, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, Eczacılar Birliği Genel Sekreteri Hakan Ertem’le birlikte basın toplantısı düzenledi.

Grevin kesinlikle ücret için olmadığının altını çizen Evren, neden grev yaptıklarını anlatarak, halka bu greve destek verme ve grev günü kamu kuruluşlarına gelmeme çağrısında bulundu.

DAYANIŞMA GREVİ

Hekimliğin uzun zamandan beri elit meslek olmaktan çıktığını ve emekçi sınıflara doğru yaklaştığını söyleyen TTB Başkanı Gençay Gürsoy, “Bundan TTB olarak mutluluk duyuyoruz. Biz de daha önce kendi işkolumuzda uyarı g(Ö)revleri yaptık, şimdi de destek için uyarı grevinde olacağız” dedi.

Halka çağrı yapan Gürsoy, “Ertelenebilir bir hastalığınız varsa o gün hastanelere gelmeyin. Çünkü sadece acil servisler çalışacak. Acil durumlarda gelin. Hiç endişe edilmesin, domuz gribi ile ilgili her türlü tedavi devam edecektir, aşı sürecektir” dedi.

Yönetim kurulu toplantısında oybirliği ile grevi destekleme kararı aldıklarını belirten TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, kamu hizmetlerinden eşit yararlanma talebinin kendilerinin de talebi olduğunu, 350 bin üyelerinin üçte birinin de kamuda çalıştığını söyledi. Soğancı, “Biz bu grevin Türkiye’deki demokrasi mücadelesi için önemli olduğunu düşünüyoruz ve destekliyoruz” dedi.

Eczacılar Birliği Genel Sekreteri Hakan Ertem de Sağlıkta Dönüşüm paketi ile halkın sağlık hizmetlerinden yararlanamaz duruma geldiğini, sağlık hakkı için grevi destekleyeceklerini söyledi.
SONRASI DA ÖNEMLİ
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi: Bu masadakilerin işi çok. Türkiye’de emekçiler birçok sorunla karşı karşıya. 25 Kasım’da KESK ve Kamu-Sen öncülüğünde yapılacak olan ve birçok sendikanın da destek vereceği grevi biz de önemsiyoruz. Başkanlar Kurulumuz geçen hafta toplanarak bu eylemi destekleme kararı aldı. İşyerlerinde bu konuda KESK’in bildirilerini okuyacağız ve basın açıklamalarına, bulunduğumuz il, ilçe, belde, her birimde katılacağız. 25 Kasım önemlidir ama ondan sonrası da önemlidir. DİSK olarak 25 Kasım’ın ardından eylemlerimiz devam edecek.

KAMUDA GREVE KATILACAĞIZ
Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel: KESK ve Kamu-Sen’in 25 Kasım’da yapacağı bir günlük uyarı grevi bizim için çok önemli. Türkiye işçilerinin sendikalaşma mücadelesinde 12 Eylül hukukunun sürdüğü bir süreçte, daha işçiler kazanımlarını tam olarak gerçekleştirememişken, kamu emekçileri sendikalarının böyle bir mücadeleye hem de demokrasi diyerek öncülük etmesi çok anlamlı ve önemli. 25 Kasım’da gerçekleştirilecek ve kamuda çalışan Türk-İş’e bağlı sendikaların üyelerinin de katılacağı grevi, umuyorum iktidar doğru okur.
 
"650 BİN KİŞİ UYARI GREVİNE GİDİYOR
BİRGÜN
Türkiye Kamu-Sen ve KESK'in çağrısıyla gerçekleştirilecek eyleme, Memur-Sen dışındaki 5 kamu emekçisi konfederasyonunun üyeleri katılacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, uyarı grevine katılacak konfederasyonlardanlardan Türkiye Kamu-Sen'in 375 bin 990, KESK'in 224 bin 413, Birleşik Kamu-İş'in 20 bin 731, BASK'ın 4 bin 976 ve HAKSEN'in 2 bin 967 üyesi bulunuyor.
Türk-İş, DİSK, TTB'nin aralarında bulunduğu konfederasyon, meslek ve demokratik kitle örgütleri kamu emekçilerine destek verecek. Türk-İş ve DİSK, üyelerine, yasal çerçeveler içerisinde 25 Kasım'da yapılacak eyleme katkıda bulunmaları yönünde çağrı yaptı.
Kamu emekçileri konfederasyonlarının temel talebini, kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı verilmesi ve toplu pazarlığın altyapısının kurulması oluşturuyor.
Konfederasyonlar, hükümetin son sözü söylediği toplugörüşme sürecinin yıllardır biriken sorunları çözmekte yetersiz kaldığını savunuyor.

'HEM KENDİMİZ HEM HALKIMIZ'
KESK Genel Başkanı Sami Evren de kamu emekçilerinin iş bırakma eyleminin haklı gerekçeleri bulunduğunu söyledi. Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak amacıyla toplu pazarlık yapamadıkları için, 8 yıldır hükümetlerin tek taraflı kararlar verip sendikaları dikkate almadıklarını ifade eden Evren, bunun toplusözleşme ve grev haklarının olmamasından kaynaklandığını belirtti. Evren, toplusözleşme ve grev hakkını elde etmek için de bir gün süreyle ''uyarı grevi'' yapacaklarını dile getirdi.
25 Kasım'da sabahın ilk saatlerinde tren seferlerinin duracağı Haydarpaşa Garı'nda olacağını ifade eden Evren, İstanbul'da yapacakları merkezi etkinlik için çeşitli ilçelerden gelen üyelerinin öğle saatlerinde Beyazıt Meydanı'nda toplanacağını bildirdi.

‘ANLAYIŞ BEKLİYORUZ’
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, tüm iyi niyetli çabalarının bugüne kadar hükümet tarafından karşılıksız bırakıldığını ve kendilerine sokağın gösterildiğini kaydetti. Gelinen noktada bütün risklerine rağmen hizmet üretmeme kararı aldıklarını ifade eden Akyıldız, bu eylemin, aldıkları eylem kararının ilk aşamasının finali olacağını söyledi.
 
 "25 KASIM'DA HAYAT DURACAK MEMURLAR ALANA ÇIKACAK
TARAF
 Memur konfederasyonları, daha önce ayrı ayrı yaptıkları eylemlerin aksine 25 kasım çarşamba günü birlikte “iş bırakma’’ eylemine hazırlanıyor. Uyarı grevi adı verilen iş bırakma eylemine, Türkiye Kamu-Sen, KESK, Birleşik Kamu-İş, BASK ve HAKSEN üyeleri katılacak.

Türkiye Kamu-Sen ve KESK’in çağrısıyla gerçekleştirilecek eyleme, Memur-Sen dışındaki 5 memur konfederasyonunun üyeleri katılacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, uyarı grevine katılacak konfederasyonlardan Türkiye Kamu-Sen’in 375 bin 990, KESK’in 224 bin 413, Birleşik Kamu-İş’in 20 bin 731, BASK’ın 4976 ve HAKSEN’in 2967 üyesi bulunuyor. Buna rakamlara göre, beş memur konfederasyonuna üye 629 bin 77 kamu çalışanı iş bırakacak.

Memur konfederasyonlarının yapacağı uyarı grevinin ulaşım, eğitim, sağlık ve maliye gibi kamu hizmetlerinde aksamalara yol açması bekleniyor. Türk-İş, DİSK, TTB’nin aralarında bulunduğu konfederasyon, meslek ve sivil toplum örgütleri de memurlara destek verecek. Türk-İş ve DİSK, üyelerine, yasal çerçeveler içerisinde 25 kasımda yapılacak eyleme katkıda bulunmaları yönünde çağrı yaptı. Memur konfederasyonlarının temel talebini, kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı verilmesi ve toplu pazarlığın altyapısının kurulması oluşturuyor. Konfederasyonlar, hükümetin son sözü söylediği toplu görüşme sürecinin yıllardır biriken sorunları çözmekte yetersiz kaldığını savunuyor.

Anlayış bekliyoruz
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, tüm iyi niyetli çabalarının bugüne kadar hükümet tarafından karşılıksız bırakıldığını ve kendilerine sokağın gösterildiğini söyledi. Gelinen noktada bütün risklerine rağmen hizmet üretmeme kararı aldıklarını ifade eden Akyıldız, bu eylemin, aldıkları eylem kararının ilk aşamasının finali olacağını kaydetti. İşçi, çiftçi, esnaf ve emeklilerden oluşan toplumun geniş kesimlerinin desteğinin yanlarında olduğunu dile getiren Akyıldız, eyleme katılmayacağını açıklayan Memur-Sen’in üyelerine ve sendika üyesi olmayan kamu görevlilerine “25 kasımda işe gitmeme’’ çağrısında bulundu. Akyıldız, 25 kasımda hizmet üretmeyecek üyelerinin sabah saatlerinden işyerlerinde önünde olacaklarını Ankara’da ise Abdi İpekçi Parkı’nda merkezî bir etkinlik gerçekleştireceklerini aktardı.

Hem kendimiz hem halkımız için
KESK Genel Başkanı Sami Evren de kamu emekçilerinin iş bırakma eyleminin haklı gerekçeleri bulunduğunu söyledi. Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak amacıyla toplu pazarlık yapamadıkları için, sekiz yıldır hükümetlerin tek taraflı kararlar verip sendikaları dikkate almadıklarını ifade eden Evren, bunun toplu sözleşme ve grev haklarının olmamasından kaynaklandığını belirtti. Evren, toplu sözleşme ve grev hakkını elde etmek için de bir gün süreyle “uyarı grevi’’ yapacaklarını dile getirdi. Eylemin “halkın hayatının zorlaştırılması, halkın perişan edilmesi’’ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Evren, şunları kaydetti: “Yapacağımız eylem kamu hizmetlerinden yararlanan halkımız için de önemli. Hem kamu çalışanlarının hakları hem de halkın daha iyi hizmet alabilmesi için grev yapacağız. Temel taleplerimizden biri de eğitimin, sağlığın parasız olmasıdır. Bu nedenle halkın yanımızda olmasını, 25 kasımda çocuklarını okullara göndermeyerek, acil durumlar dışında hastanelere gitmeyerek bize destek olmasını istiyoruz.’’

KESK Haydarpaşa’da
25 kasımda sabahın ilk saatlerinde tren seferlerinin duracağı Haydarpaşa Garı’nda olacağını ifade eden KESK Genel Başkanı Evren, İstanbul’da yapacakları merkezî etkinlik için çeşitli ilçelerden gelen üyelerinin öğle saatlerinde Beyazıt Meydanı’nda toplanacağını söyledi.
 
"GREV İÇİN GEÇ BİLE KALDIK
 CELAL EMİROĞLU (Evrensel Gazetesi)
Ücretlerin temel gereksinimleri dahi karşılamadığı, insanca yaşamanın koşullarının ortadan kalktığı, parası olmayanlara eğitim ve sağlık hakkının çok görüldüğü bir dönemdeyiz.
Bir başka bakışla grevin objektif koşullarının olgunlaştığı güne geldik.

Yarın 25 Kasım…

KESK’in çağrısıyla başlayan süreç Kamu Sen birlikteliğiyle grev sürecine dönüştü.
Hükümet olduğu günden beri kamu çalışanlarını sözleşmeli köle haline getirmeyi hedefleyen, bu amaca uygun yasa taslakları hazırlayan AKP hedefe ulaşmak için zamana oynadı. Her yıl yeni bir planla toplu görüşmelerde kamu çalışanlarını ve sendikalarını oyaladı. Toplu iş sözleşmesi hakkını bırakın, toplu görüşmeler dahi zulüm ve eziyete dönüştü.
Yüzde 2.5 artış verenler utanmasalar ücretlerde indirim önerecekler.
Siyasi iktidarlar devletle ‘iyi geçinen’ sendika ve sendikacı modelleri geliştirdi. Adına ‘sosyal diyalog’ dedikleri, görüşmeleri güdümlü sendikalarla gerçekleştiren anlayış özünde mücadelenin önünde bariyerler oluşturmayı hedefledi. Düzenle uyumlu ve ödenekleri hazineden karşılanan üyelerin ‘güç’ kattığı sendikalar ve konfederasyonlar yetkili kılınarak tüm çalışanlar adına söz sahibi edildi. Bu sendikalar aracılığıyla tabandaki tepkiyi erteleyen yöntemler geliştirildi. Ancak olmadı, hesap tutmadı. Her geçen yıl huzursuzluk daha da arttı.
Şimdiye kadar ‘uyumlu sendikacılık’ yapan Kamu-Sen ve Memur-Sen bu durumu üyelerine anlatamaz hale geldiler...
Geçmişte sendikal mücadeleyi baskılama görevini üslenen Kamu-Sen bu görevi Memur-Sen’e havale etti. Ya da hükümetin tercihi bu yönde oldu. Bir zamanlar hükümetin ‘sosyal diyalog’ ya da ‘monolog’ kurgusunun tek muhatabı Kamu-Sen idi. Tabanını giderek Memur-Sen’e kaptırdığı şu günlerde durumu üyelerine anlatamaması nedeniyle tarzını değiştiren Kamu-Sen greve katılma kararı aldı.
Tüm olumsuzluklarına rağmen, eylem esnasında tabanda sağlanacak buluşma ve güç birliği KESK – Kamu-Sen birlikteliğinin pozitif çıktısıdır.
Hazırladığı yasa taslaklarıyla sendikal örgütlenmeyi ve dolayısıyla mücadeleyi tümden sönümlendirmeyi hedefleyen iktidara karşı mücadelenin grev ile yeniden yükselmesi KESK’in güçlenmesi anlamına gelecektir.
İzmir’de tutuklu olarak yargılanan 22 sendikacının mahkemesinde dayanışmanın örneklerini veren KESK başarı kazanmıştır. Grev öncesinde tüm tutukluların serbest kalmasını sağlayan KESK’in kararlı duruşudur ve üyelerine moral destek sağlamıştır.
Bugün koşulların KESK lehine olduğu bir dönemdeyiz ve bu dönemin sonunda KESK’in en önde olmaması için de hiçbir engel yoktur. Grev ile yükselen mücadele özlük haklarını iyileştirebilir, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkını kazandırabilir.
Kamu çalışanlarının sorunları tüm toplumun sorunudur… Ayrıcalıklı bir kesimin değil, herkesin çocuklarını eğitmek ve sağlığını korumak ve geliştirme hakkı olduğunun kavrandığı dönemde toplum desteği de sağlanacaktır. Bu anlamda toplum katılımının güçlendirilmesi, bireysel kurtuluşun toplumsal çözümler sağlamadığı gerçeğini anlatmaktan geçiyor.
Artık söylenecek fazla söz kalmadı.
25 Kasım toplumsal gelişimin kilometre taşı olsun!...